Merhaba. Bu blogumdaki ilk yazım. Daha önce hiç belli bir konu hakkında yazmayı düşünmedim. Ama şimdi, en azından bu yazı için kafamda bir konu var. Nereden esti yazmak, önce bi onu söyleyeyim.
Lars Von Trier'ın yasaklanan filmi Nymphomaniac'ı izledim günler önce. Bu cümlem sizi yanıltmasın, sinema öğrencisi olmama rağmen hiç öyle çok entel bi insan olmadım. Olmak da istemem. Zira hayatın varoş imgelerini de seviyorum. Neyse, dağıtmayayım konuyu. Filmi beğendim. Erotizmden uzaktı benim için. Bir kadının kendi içine doğru düşüşünü gördüm. Üstelik de benimle aynı sebepten. Yanlış anlaşılmasın, nemfomanyak değilim. Olsaydım da utanmazdım. Benzediğimiz nokta şu. İkimiz de farklı şekillerde hayatımızdaki erkeklere onlardan daha güçlü olduğumuzu anlatıyorduk. O hepsiyle seks yaparak, hepsine yalanlar söyleyerek yapıyordu, ben ise farklı bir yol izledim hep. Bir duvardan atlarken diğer tarafında yaralanmayayım diye beni tutmak için bekleyen karşı cinsimin kucağına kendimi bırakmak yerine çantamı bıraktım mesela. Kendim ise betona atladım. Canım yanmadı mı ? Yandı elbette. Ben hayatımda öyle tatlı acı görmedim. Gecenin bi vakti yavaş yavaş, dimdik omuzlarla en kuytu sokaklardan yürüdüm evime. Saklanmak, hızlanmak, pusmak kendime hakaretti. Hiçbirini hiçbir zaman yapmadım. Bana bakan kimsenin aklına korumak zorunda olduğumu düşündükleri bekaret gelmedi, her zaman erkek çocuğu gözüyle bakıldı. Bu beni rahatsız etti ancak maalesef yaşadığım toplumun yapısı nedeniyle bu benim için avantaj haline geldi. Kısacası erkek tarafından korunmak benim için mide bulandırıcıydı.
Velhasılkelam, benim gibi bir kadın vardı o filmi izlerken karşımda. Erkek egemen toplumun dayatmaları yüzünden karakterinden ödün vermek zorunda hisseden ama sonra vazgeçen. Hatta bir dönem aşka bile gard alan. Ben bu kadını çok sevdim. Tüm "ahlaksızlığı" ve "azgınlığıyla" erkek dünyasından kasırga gibi geçen bu kadını çokça sevdim. Onu yarattığı için Lars Von Trier'ı da. Sonradan, benim asla niyeti bozmamış ve bozmayacak olan Seligman'ım Tamer ile filmin ikincisini izlerken -evet, Nymphomaniac'ı beraber izledik ve sevişmedik- Tamer bana filmin eleştirisinden bahsetti ve aslında üçleme olduğunu söyledi. Böylece Antichrist(2009) ve Melancholia(2011) filmlerinden haberim oldu. Antichrist'i yaklaşık bir saat önce bitirdim ve yalan yok, anlamadığım çok nokta oldu. Söylemiştim, entel değilim, imgeler konusunda ağır sıkıntılarım var. Bir kadının travmasını gördüm, bir de doğa ve hayvanlarla ilgili anlamlandıramadığım kısım vardı. Anlamak için bi makale bulayım diye internete daldım. Bir yazı buldum bulmasına ama eksikti ve tam da anlamadığım kısmı atlamıştı. Yazıda verilen linke tıkladım. Film ile ilgili yorumları buldum sadece. Biri kanımı dondurdu. Aynen, noktasına virgülüne dokunmadan paylaşıyorum sizinle:
"aklı olan varsa bu filme gitmez saçma sapan korkuyla alakası olmayan doğru dürüst bir konusu bile olmayan ve bence ölen oğluyla ilgili yaşadığı travmayı değilde kadının azgınlığını anlatan bir film. film bile diyemiyorum diğer filmlere büyük haksızlık olur bu.O kadar kötü berbat yani.aileyle gidilecek bir filmde hiç değil.ben arkadaşlarımla gittim ve utandık.ayrıca başrollerde kaç yaşında bilmiyorum en azından güzel yakışıklı insanlar olabilirlerdi.Baştan aşağı berbat verdiğim paraya yazık."
Eleştirdiğim şey elbette filmi anlamamış olması değil, dediğim gibi, ben de anlamadım. Ancak beni çok rahatsız eden şeyler var yorumda. Mesela "kadının azgınlığı", "arkadaşlarımla gittim ve utandık", "ayrıca başroller kaç yaşında bilmiyorum en azından güzel yakışıklı insanlar olabilirlerdi.".
Şimdi, bu yorumu yapan insanı ben tanıyorum. Tanıyorum derken, bu tipi iyi biliyorum. Yazanın kadın olduğundan da adım gibi eminim. Bunu bi prenses yazmış. Bilirsiniz siz de, "Hayatta sahip olamayacağın şeye ikinci kez bakma, şimdi profilimden çıkabilirsin"i kapak fotoğrafı yapan kadından bahsediyorum. Kadının azgınlığından kastı seks yaparkenki rahatlığı. Hani şu o an herkeste olması gereken rahatlık. Ama kadın bundan bihaber. Bu onun suçu mu ? Evet, hayır, belki, kim bilir ? Onun suçu değil, çünkü ona kimse öğretmedi. Onun suçu, çünkü o da çocuklarına öğretmedi. Oğlu pornolardan her şeyi öğrenirken kızı izole oldu ve kapak fotoğrafına yukarıdaki cümleyi koydu. Sonra ne mi oldu ? Seks yaparken inlerse azgın olduğu düşünülür diye sustu, dişini sıktı, erkeğine dokunmaya dahi yeltenmedi ve erkeği dışarıda "Türk kızının sevişme anlayışı" diye uzanan kedili caps hazırladı. Mutsuz bir evlilik yaşadı belki. Belki boşandı.
"Arkadaşımla gittik ve utandık." Filmdeki seks sahneleri seni utandırıyorsa sokağa dahi çıkma zaten. Ben hayatımda o kadar ruhsuz seks görmedim şahsen, kavga ediyor gibilerdi daha çok. Kavga izlerken utanan var mı ? Bence asıl utanılması gereken o.
Vee geldik dananın kuyruğunun koptuğu yere. İçindeki azgın seslendi : "ayrıca başroller kaç yaşında bilmiyorum en azından güzel yakışıklı insanlar olabilirlerdi." Türkçesi : "Ben milf sevmiyorum, çıtır yok mu?" Şu cümle film hakkında söylediği her şeyin üstüne çizgiyi çekmiştir arkadaş. Nokta. Demek ki senin içinde de bedenlerin birbirine yakışmasına dair dürtüler var. Demek ki içinde her an azmaya hazır bir kadın var.
Bekaret neden bu kadar delice muhafaza edilir, hiç düşündünüz mü ? Bekaret gibi bir sorun olmasaydı birçok kadın ne zaman seks yapardı ya da ? Bekler miydi gerçekten o "özel kişiyi" ? Bekleyenler olurdu belki. Ama beklemeyenler de sorun yaşamazdı. Bir kadın bakire olmadığı için düğün gecesi baba evine geri yollanmazdı mesela. Okuyabiliyor musunuz bu kodları ? Bakkaldan alınan süt önceden açılmışsa eğer, o sütü geri götürürsünüz ya hani, işte bu da o mesele. Müşteri kasaya yaklaşır, "Abi açık sütü tezgaha koymuşsunuz, ayıptır ya" der. Binbir tavırla bakkal amcanın ayıbını yüzüne vurur. Bakkal amca ezilip büzülüp açılmamış olduğundan emin olduğu bir süt verir müşteriye ve müşteri gider. Gördünüz mü meydan okumayı ? Müşteri ve bakkal amca arasındaki o gerginliği hissettiniz mi ? Hani müşteri kapıya çıkar çıkmaz biten gerginlik. Açık süte ne mi oldu ? Çöpe atıldı elbette. Kapalı süt peki ? Evde açıldı, zaferi taa derinlerde hissedilerek içildi ve çöpe atıldı. Siz birinin kapalı sütü olmayı bu kadar önemsiyor musunuz gerçekten ? O kutu açılınca bir değeri kalmayacak ki, açık süt ile aynı muameleyi görecek. Neyin kafasındasınız ? Kimseye bekaretinizi önemsemeyin ya da bozun demiyorum. Sadece diyorum ki süt yerine insan olalım. Şunun şurasında hayata bir kere geliyoruz. Toplumun utanmanızı istediği o gerdek gecesi ya da her ne zıkkımsa, onda gerilmeyin. Kendinize karşı dürüst olun, kadınlar da cinsel ilişkiden zevk alır, bunu kabul edin. İnlemek sizi azgın yapmaz. Hiçbirinizi leylekler getirmedi. Kaldı ki dediğim gibi, kendinizi uğruna bantlayıp hediye paketi yapmaya dahi yaklaştığınız erkeğiniz sizden doymazsa başkasına gidecek. Açık sütlere gidecek. Seks ile ilgili tabularınızı yıkmazsanız arkadaşlarınızla seksli film izlerken hep utanacaksınz. Çünkü bilinçaltınız onların karşı cins olduğunu hep bağıracak size. Siz erkeğin insan değilsiniz, tek başınıza insansınız. Kendinizi tanıyın, kendinizden utanmayın. Korkudan bakire kalmayın, bilerek ve isteyerek bakire kalın. Kabul edilmek için değil, gerçekten özel kişi için bakire kalın. Ya da kalmayın. Ve korkmayın.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder